Geçenlerde eşime dedim ki,”farkında mısın, bu evde artık bebek kalmadı. Mama sandalyesi, bez, gürültülü bebek oyuncaları, bebek yatağı çoktan yerini abla/abi eşyalarıyla değiştirdi. Sadece çok çok yorgun olduğunda, ya da yazın akşam dışarı çıktığımızda Emir arada pusette uyuyor.  Sanmayın ki bundan şikayetçiyim. Tam tersi, çok daha rahat bir döneme girdim. İkisiyle dışarıya daha rahat çıkabiliyorum, eve döndüğümde eskiden olduğu gibi pestilim çıkmıyor artık. Tatlı bir yorgunluk oluyor tabii ama ikisiyle tek başıma dışarı çıkma fikri tüylerimi diken diken etmiyor artık.

Oyuncaklar bir yana, ilgi alanları da çok değişti. İzledikleri filmlerden, seçtikleri kıyafetlere kadar her şey ‘büyüdüler’ diye bas bas bağırıyor. Hep derlerdi, ilkokula başlarken birden çok değişecek her şey diye. Bir anda ne olabilir ki derdim fakat birinci sınıf gerçekten bir dönüm noktasıymış.

Bebekken bir an önce büyüsünler diye gözlerinin içne bakarken, şimdi zaman uçmasın, yavaşlasın istiyorum. Sokakta gençleri gördükçe benimkilerin büyümüş hallerini hayal ediyorum. Sonra birden ürperiyorum, çünkü o zamanın da çok hızlı geleceğini biliyorum artık. Keşke bir zaman makinesi olsa da özledikçe eski günlerine gidebilsek.

Kimi zaman üstüme bağlayıp gezdirdiğim, kimi zaman koynumda uyuttuğum miniklerim şimdi kendi odalarında, kocaman yataklarında uyuyorlar.

Bizim evde bebek kalmadı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim bebekli annelere: Bunaldığınızda büyümüş hallerini hayal edin. Bu günleri de görecek miyim diye düşündüğünüz her an bilin ki, o an gelecek. Hem de tahmin ettiğinizden çok daha çabuk. O yüzden siz siz olun, her anın tadını çıkarın. Çünkü o an bir daha hiç geri gelmeyecek.

 

HENÜZ YORUM YOK