Bu yazı çalışmayan annelere..

Yıllarca okuduk, ettik, sonunda belki de iyi bir dereceyle mezun olduk. Üstüne master yaptık ve hiç de fena olmayan bir işe girdik. Başarı merdivenlerini bir bir tırmanırken üstüne hayatımızın aşkıyla evlendik. Bir süre sonra hamile kaldık. Her şey çok güzeldi, işe gidip gelmeye devam ediyorduk ama aklımız ufak ufak karnımızdaki fasulyeye kaymaya başlamıştı. Sahi doğduğunda ne olacaktı? Bakıcıya mı bıraksak, yoksa bütün kariyerimizi elimizin tersiyle itip kendimiz mi baksak? Ne yapsak, nasıl yapsak derken, kendimizi kucağımızda bebeyle evde buluverdik. Onca zaman beklediğimiz bebeğimize o ya da şu sebepten başkasının bakmasını istemedik, belki de maddi gücümüz buna yetmedi.

İlk zamanlarda ne iş yaptığımızı soran biri ile tanıştığımızda gururla söylediğimiz “Anneyim ben” cümlesi, zamanla yerini “sadece anneyim”e bıraktı..

İtiraf ediyorum, bu duyguyu ben de yaşadım bir süre..İki çocuk üst üste, ardından Emir’in ameliyatı derken, bir süre iş güçle uğraşamadım. Kendimi kocaman bir boşlukta gibi hissetmiştim. Kariyer kadınıyken birden evde iki küçük çocukla olmak bana kendimi iyi hissettirmemişti. Bir baktım ki orada burada formları doldururken meslek kısmını boş bırakıyormuşum. Halbuki oraya kocaman harflerle ANNEYİM yazmalıydım!

ANNEYİM.. Yani:

  • Ebeveyn
  • Kuaför
  • Şoför
  • Temizlikçi
  • Öğretmen
  • Hemşire
  • Aşçı
  • Koç
  • Hikaye anlatıcı
  • Canavar öldürücü
  • Planlamacı
  • Organizatör
  • Dekoratör
  • Animatör
  • …….

Bu durumda küçük çapta bir aile işletmesini yönettiğimizi de rahatlıkla söyleyebiliriz, değil mi :)

Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre bütün bu işleri yapan birinin yıllık maaşı 95 bin Avro olmalıymış. Hadi diyelim burası Almanya değil, 1/3 ‘ünü bile alsak 95 bin YTL yapar. Kulağa hiç de fena gelmiyor bence. İşin maddi kısımını da geçelim, ünlü bir anne atasözü der ki: “Yeryüzündeki anne olmaktan daha önemli olan hiçbir iş yoktur!”

İtirazı olan?

HENÜZ YORUM YOK