Çoğumuz gibi ben de cinselliğin çok rahat konuşulduğu bir evde büyümedim. Hatta es kaza televizyonda öpüşen bir çift olsa, annemler hemen kanal değiştirirdi. Küçük yaşta mesajı almış olacağız ki, biz de aynı şekilde hemen kanalı değiştirirdik.

Cinsellik maalesef toplumumuzda tabu olan konuların başında geliyor. Geçtiğimiz gün Uykusuz Anneler‘in, Nestle’nin İyi Büyüsün İyi Yaşasın platformunun desteğiyle düzenlediği bir seminerine katıldım. “Üçüncü Ebeveyn: Anne-Baba İlişkisi” konulu seminerde önce Cinsel Sağlık Uzmanı Dr.Ece Hattat “Çocuktan sonra cinsel hayat” konusunda bilgi verdi, ardından Uzman psikolog Fatma Tosuntaş Karakuş “Eş ilişkisinin bebeğe etkileri”ni anlattı. Salondaki bütün anneler iki konuyu da pür dikkat dinlediler.

Seminerde dinlediklerimi yazmak hiç kolay olmayacak, fakat bir yerde tabuları yıkmaya başlamak lazım. Ben de elimden geldiğince orada duyduklarımı aktarmaya çalışacağım.

Çocuktan Sonra Cinsel Hayat

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her 3 kişiden 1’i cinsel sorun yaşıyormuş. Üstelik, güzel, çirkin, kaslı, güzel vücutlu, sarkık popolu fark etmez. Herkesin başına gelebiliyor. Ve işin acı tarafı, bunu kimse ile paylaşamıyorlar.

Uykusuz Anneler’in sitesindeki ankette ‘Cinsel Hayatınızdan memnun musunuz?’ sorusuna kadınların %70’i HAYIR cevabını vermiş.

Peki neden? Cinsellik tabu olduğu için, partnerimizle konuşamıyoruz, ne istediğimizi, hatta partnerimizin de ne istediğini bilmiyoruz. Çünkü sormuyoruz, soramıyoruz, kendimizi de tanımıyoruz.

Nedir bu cinsel sorunlar?

  • İsteksizlik/Libido Kaybı
  • Uyarılma Sorunu
  • Orgazm Problemi
  • Kasılma
  • Cinsel Ağrı
  • Zevk Alamama
  • Cinsellikten Soğuma
  • Konsantrasyon Zorluğu
  • Hepsi!

Bu sorunlar kadınlarda bir arada görülebiliyor ve göz ardı edilirse, psikolojik bir sorun olmaktan çıkıp organik bir sorun haline geliyor. Eğer bu kısır döngüye girdiyseniz, yardım almanızda fayda var, çünkü kendinizi mutsuz, yetersiz ve cazibesiz hissedebilirsiniz.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Sağlıklı olmayı şöyle tanımlıyor:  Kişi psikolojik, biyolojik ve sosyal olarak iyi durumdaysa sağlıklı olarak kabul edilebilir. Biri eksik kalırsa, sağlıklı sayılmıyor. Kaçımız bu durumda sağlıklıyız? Aynı tanım cinsel sağlık için de geçerli. Biyolojik olarak herhangi bir cinsel fonksiyon sorunu yaşamamamız, cinsel hayatımızda mutlu olduğumuz anlamına gelmiyor.

Dünyada yapılan çalışmalara göre biz kadınlar erkeklere göre çok daha fazla cinsel sorun yaşıyoruz. Kadın cinselliğini en çok etkileyen faktörlerin başında jinekolojik sorunlar, hormonal dengesizlikler, psikolojik problemler, aşırı stres, hareketsizlik ve aşırı kilo geliyor.

Kadınlar bu sorunlarını kiminle konuşuyorlar?

Kadınların %50’si cinsel sorunlarını hiç kimseyle paylaşmıyormuş.  Çok azı partneriyle, doktoruyla ya da bir arkadaşıyla konuşuyormuş. Bu nedenle ilişkide asıl istedikleri ile yaşadıkları arasında büyük fark oluyormuş. Cinsellik hakkında konuşmanın tabu olduğu bir toplumda kaçımız partnerimize bizi neyin mutlu ettiğini söyleyebiliyoruz? Bunları konuşamadığımız için sonunda isteksizlik oluşuyor, bu da partnere ve dolayısıyla evliliğe de yansıyor. Dillendirilmese de, boşanmaların %50’sinden fazlasında cinsel sorunların etkili olduğunu biliyor muydunuz? Yapılan çalışmalara göre her 5 çiftten 1’i aseksüel evlilik yaşıyor. 

Ece Hattat,  seks hormonlarının düşmesini engellemek için 2.5-3 haftadan fazla ara verilmemesi öneriyor. Çift ne şekilde mutlu oluyorsa, o sıklıkta cinsellik yaşamalı. Bu arada cinsellik sadece cinsel birleşme anlamına gelmiyor. Ece Hattat cinselliği ‘eşinizle yaşadığınız tüm duygusal ve fiziksel yakınlaşmalar’ olarak tanımladı. Cinsel birleşme bunlardan yalnızca biri.

Hamilelik ve doğum sonrasında cinsellik

Uzmanlar, doktorunuza danışarak, kendinizi iyi hissettiğiniz sürece istediğiniz sıklıkta ilişkiye girebileceğinizi söylüyorlar. Bebek rahimde gayet korunaklı olduğu için genelde bir sorun olmuyor, fakat bazı durumlarda doktorunuz tamamen yasaklayabilir. Bu nedenle hamile kalırsanız, mutlaka doktorunuza danışın. Hamilelikle birlikte bedeniniz ve hormonlarınız da değiştiği için, bu dönemde yeni bir ritüel geliştirmeniz gerekebilir. Burada yine partnerinizle konuşmak ve karşılıklı olarak ne istediğinizi söylemek çok önemli.

Doğum sonrasında vücut oksitosin salgılıyor. Bu hormon bağlanmayı sağlıyor. Aslında partnerler arasında da bu hormon salgılanıyormuş, fakat doğumdan sonra bebeğimizden aldığımız oksitosin, eşimizden aldığımızdan çok daha fazla oluyormuş. Bu da doğumdan sonra eşlerin cinselliğe uzun bir süre ara vermesine sebep oluyormuş, çünkü ihtiyaç duyduğumuz ‘mutluluğu’ bebeğimizden zaten alıyormuşuz. Yapılan bir araştırmaya göre aynı durum erkekler için de geçerliymiş. Fakat bu durum erkeklerde biraz daha tehlikeli olabiliyor, çünkü erkekte oksitosin hormonunun çok fazla düşmesi cinsel sorunlara yol açıyormuş. 30-40 yaş arasında olup da klinik seviyede testosteron eksikliği yaşayan erkeklerde bu durum kalp krizine yol açabiliyormuş. Eşinizde çok fazla cinsel isteksizlik fark ederseniz, mutlaka bir doktora görünmesini tavsiye edin.

Bebekten sonra cinsel isteksizliğin sebepleri

  • Vücudunu beğenmeme: çoğu kadın doğum sonrası vücudunu beğenmiyor ama Ece Hattat bunun en büyük çaresinin yine cinsellik olduğunu söylüyor. Ne kadar çok ilişkiye girerseniz, o kadar kendinizden emin ve güzel hissedersiniz. Doğal bir antidepresan gibi düşünün :)
  • Uykusuzluk : Ah bu uykusuzluk! Bu konuda bir şey söylemeye gerek yok, gayet açık bence :))
  • Mahremiyet: Ses gider korkusu, komşuya, yan odaya, bebeğe..Burada stres faktorlerini minimize etmek gerekiyor.
  • Fizyolojik sebepler: ağrılar ve kasılmalar sonucu oluşan isteksizlik. Her seferinde ağrıyacak korkusu taşırsanız, zevk almanız mümkün değil. Rahatlayıp zevk alacağınızı düşünerek ilişkiye girmek gerekiyor.

Peki sorunlarımızı nasıl çözeceğiz?

Ece Hattat diyor ki, yardım alın, planlayın, hazırlık yapın. Vücudunuzun verdiği alarmları görmezden gelmeyin. Vajinal kuruluk, ağrı, kasılma, idrar kaçırma, isteksizlik yaşarsanız, mutlaka doktora gidin.

Yemekten sonra bulaşıkları toplamak sizi yoracaksa, o akşam yemeği dışarıdan söyleyin.

Cinsel zekanızı artırın: Şehir efsanelerinden uzak durun, neyi sevdiğinizi keşfedin. Kendimizi tanımak, nelerden hoşlandığımızı bilmek ve isteklerimizi söylemekten çekinmemek, partnerimize de kulak vermek gerekiyor.Bunlar cinsel sorunlarımızın üstesinden gelmek için en önemli adımlardır. Bu arada unutmayın, önemli olan skor değil, kalitedir.

Bunlar Ece Hattat’ın anlattıklarıydı. Seminerin ikinci konusu olan ‘Eş ilişkisinin bebeğe etkileri’ni ise başka bir yazıda anlatacağım.

 

HENÜZ YORUM YOK